top of page

TÜRKİYEDE DOĞUM VE SÜT İZNİ: ANNE ÇOCUK BAĞLANMASI İÇİN 16 HAFTA YETERLİ Mİ?


Doğumla birlikte hem sizin hem de bebeğiniz için yepyeni bir dünya ve ortak bir uyumlanma süreci başlar. Bu ilk anlar, birbirinizi tanıdığınız ve aranızda psikolojide "güvenli bağlanma" olarak adlandırılan o güçlü bağı kurduğunuz en özel zamanlardır. Bebeğinizin her ihtiyacına duyarlılıkla koştuğunuzda, aslında onun için sığınabileceği bir "güvenli üs" oluşturur ve ona "Ben buradayım, güvendesin" demiş olursunuz. Bu güven hissi, onun gelecekteki tüm ilişkilerinin temelini oluşturur. Peki, ülkemizdeki yasal izinler, bu paha biçilmez temeli atmak için bize yeterli zamanı tanıyor mu?


16 HAFTALIK KRİTİK DÖNEM

16 haftalık doğum izni, anne ve bebeğin birbirleriyle uyumlanmaya çalıştığı kritik bir dönemdir. Ancak bu süre, bağlanma sürecinin tamamlandığı değil, en hassas olduğu bir başlangıç evresidir. Tam da bu dönemde bebeğinizin size en çok ihtiyaç duyduğu ve sizin bebeğin çağrılarını en iyi anladığınız uyumlanmanın sonunda işe dönüş zorunluluğunu bilmek biliyoruz ki anneler üzerinde ciddi bir stres faktörü oluşturur. Bu stres, annenin bebeği için “güvenli üs” yani sakinleştirici ve regüle edici yanını olumsuz etkileyerek bağlanma sürecini sekteye uğratma riski taşır.


İŞE DÖNÜŞ: BÖLÜNME VE İÇSEL ÇATIŞMA

İşe dönüşün ilk adımı, günün en zor anıdır. O kapıdan çıktığınız an, bedeniniz iş yerine

doğru yol alırken, kalbiniz ve aklınızın en büyük parçası evde kalır.


Bu bölünme, gün boyunca kendini gösterir. Örneğin bir toplantıda ekranda grafikler, rakamlar akıp giderken, sizin zihninizin bir köşesinde hep aynı şeyler tekrar eder "Yemek saati , şimdi meyve püresini yemiş olmalı, dün gece biraz huysuzdu, acaba ateşi yine çıkar mı?". Odaklanmaya çalıştığınız her an bu düşünceler sizi evinize geri çeker. Her telefon çaldığında heyecan ve kaygı aynı anda hissedilir. Telefonunuz artık sadece bir iletişim aracı değil, bebeğinizden haber alacağınız bir köprüdür. İş yerindeki baskılardan endişe ederek telefona çok sık bakamasanız da bir masanın altından gizlice bakıcısı/anane/babannesine "Uyudu mu?" diye yazar, gelen "Evet, mışıl mışıl uyuyor" mesajıyla derin bir nefes alırsınız. Gelen bir fotoğrafı, gün boyu enerjinizi toplamak için tekrar tekrar açıp bakarsınız. Ama o telefon aynı zamanda bir kaygı kaynağıdır. "Aramadılar, acaba her şey yolunda mı?" ya da "Arıyorlar, kesin kötü bir şey oldu!" ikilemi, gün içinde defalarca yaşadığınız bir gelgite dönüşür.


Bebeğinize kendi anneniz, yani en güvendiğiniz insan bakıyor olsa bile, bu durum içsel çatışmaları beraberinde getirir. Bir yanda size bu desteği verdiği için sonsuz bir minnet duyarken, diğer yanda kendi anneliğinizin kurallarının değiştiğini düşünüp kendinizi yetersiz hissedebilirsiniz. "Bizim zamanımızda böyle yapardık" cümlesiyle başlayan her tavsiye, iyi niyetli olsa da sizin kendi tasvirinizdeki annelik kavramıyla çelişebilir. Akşam eve geldiğinizde bebeğinizin ağlayınca anneannesine, babaannesine, bakıcısına koşup sarıldığını görmek, hem onun güvende olduğunu bilmenin huzurunu hem de "Acaba anne olarak neden bana değil onlara gidiyor, bana sığınmak için güvenmiyor mu?" korkusunu aynı anda yaşatır. Bu, sevgi ve minnetle karışık, tarifi zor bir suçluluk duygusudur.


Kısacası, işe dönmek sadece bebeğinizden fiziksel olarak ayrılmak değildir. Gün boyunca sayısız role bürünmeye çalışmak, profesyonel kimliğinizle annelik kimliğinizi aynı bedende dengede tutma mücadelesi vermektir. Bu, annelerin her gün sessizce taşıdığı, görünmez ama son derece ağır bir psikolojik yüktür.


BAĞ KURMANIN BİYOLOJİK YANI

Emzirme, anne ve bebek için sadece bir beslenme şekli değil ten ve göz temasıyla beraber anne ve bebekte bağlanma hormonlarının salınımını sağlayan ve güvenli bağı inşa eden bir ilişki kurma biçimidir. Ancak günde 1.5 saat gibi kısıtlı bir süre, özellikle ulaşım, iş ev arası mesafe gibi koşullar eklendiğinde, bu ritüeli sakin ve sevgi dolu bir andan ziyade, aceleye getirilmiş stresli bir göreve dönüştürebilir. Bu durum, işe başlamanın getirdiği ayrılık kaygısının üzerine bir de "yetersizlik" hissini ekler ve birçok annenin, istemediği halde emzirmeyi erken sonlandırmasına neden olur.

Sonuç olarak, annelerin ve bebeklerin o en özel bağlarını kurabilmeleri için mevcut izinlerin hem süre hem de uygulama olarak çoğu zaman yetmediğini görüyoruz. Bu dönemin bir tatil değil, bir çocuğun gelecekteki ruh sağlığının temeli olduğunu anladığımızda, bu süreleri artırmanın aslında geleceğimize yapılmış en anlamlı yatırım olduğunu da görmüş olacağız.




Ceylin Çalış

 
 
 

Yorumlar


Beyaz arkaplan
Adres

Hürriyet Mah. Girgin Sokak, No:13 Kat:2

Daire:6 B Blok

Karadağ Plaza

Süleymanpaşa /Tekirdağ

Beyaz arkaplan
Telefon
0535 406 62 46 
Beyaz arkaplan
Email
Beyaz arkaplan
  • Whatsapp
  • Instagram
  • Facebook
  • LinkedIn
bottom of page